Patrondan Zam Nasıl İstenir?

0

İş yaşamında en zor anlardan biride patronumuzdan ya da yöneticiden zam istemektir. İşin uzmanları bu konuyla ilgili birkaç tüyo veriyor. Nasıl bir strateji izlemeliyiz bir göz atalım. Patron ya da yöneticiyle yapacağınız o 15-20 dakikalık kapışmadan nasıl alnımızın akıyla çıkacağız, eşimize akşam eve döndüğünüzde müjdeyi nasıl vereceğiz bakalım.

Öncelikle şunu düşünün: Eğer merminizi boşa harcamış ve karşınızdakini ikna edememişseniz önemli bir zaman kaybına uğramış olacaksınız. İkide birde gidip de zam isteyecek haliniz yok ya. Daha uzunca bir süre, ben diyeyim bir, siz deyin iki yıl, tekrar aynı talepte bulunamazsınız.

Peki bu işin sırrı ne? 

İnsan kaynaklarının en hassas konularından biridir bu.İşin uzmanlarına sorduğumuzda, “temel işletme eğitimi almış olan herkes bilir. Kendini zor bir müşteriyi ikna etmek durumunda olan tezgahtar yerine koyacaksın. İşin ABC’si budur” diyorlar. Peki bu tamamen aynı şey midir? Tabi ki önemli bir fark var! Burada satılık olan ürün kendinsin. Kazanmak içinse elinde silahın olması şart. Bahis konusu silahlar tabii ki o yıl kazandığın başarılar, şirkete neler kazandırdığınız… Yoksa başarısız bir yıl geçirip ardından patronun kapısını tıklatıp para istemek pek akıl işi değil.

Nefesinizi tuttunuz ve içeri girdiniz. Bazı business guruları “elinde iki fincan kahve olsa iyi olur” diyor. Hem bir şey ikram etmiş olursunuz, hem de başbaşa önemli bir şey paylaşacağınızı ifade edersiniz, hem de sıcak bir atmosfer yaratmış olursunuz” misali. Peki o an geldi… Patronunuzun ya da yöneticinizin karşısındasınız.

Genel inanç şu: Hemen zam sözünü etmeyin. Yavaş yavaş, geçtiğimiz dönemde neler yaptığınızı, nasıl olumlu sonuçlar elde ettiğinizi anlatın. Bütün bunların karşılığında bir ücret artışını hak ettiğinizi söyleyin. Karşınızdakini yumuşatmış olmalısınız. Başardığınız her projeyi anlattıktan sonra bir onay almaya çalışın. “Öyle değil mi” anlamında kararlı kararlı bakabilirsiniz mesela. Üç, dört onay sonra beşinci cümleye zam isteğiyle başlayabilirsiniz.

Önemli bir nokta daha: Kafanızdaki ücreti konuşmanın sonunda doğrudan söyleyin. Bu şekilde hem karşınızdakini gafil avlamış olursunuz, hem de onun daha düşük bir ücret önermesinin önüne geçersiniz. Lüzumsuz bir pazarlığa da girmemiş olursunuz.

Yabancı şirketlerde maaşı yıllık miktar olarak söylenir. Siz, böyle bir şirkette çalışıyor olsanız da istediğiniz zam oranını yıllık olarak telaffuz etmeyin. “Aylık 400 liralık bir ücret artışı talep ediyorum” deyin, yıllık 4.800 lira değil. Bu şekilde karşınızdaki fazla korkutmuş olmazsınız. Ama tabii ki karşınızdakinin biraz anlayışlı biri olması da şart.

Dönelim görüşme anına. Gurulardan size bir ipucu daha: Patronunuz ya da yöneticiniz sürekli olarak birinci tekil şahıs kullanıp “ben” diyorsa işiniz zor. “Biz” diyorsa, bu daha anlayışı, burnu büyük olmayan bir adam anlamına geliyor. Siz konuşurken “ben” değil “biz” demeyi tercih edin. Bu, ekibi benimsediğinizi, onun iyi bir parçası olduğunuzu göstermiş olursunuz.

Sessizliği kullanmayı bilmek de ikili görüşmelerde önemli bir özellik olarak kabul görüyor. Tecrübeler böyle söylüyor. Eğer bütün çabanıza rağmen karşınızdaki istediğiniz miktarda ücret artışına karşı çıktıysa hiçbir şey söylemeden üç dört saniye beklemekte yarar var. Böylelikle zam oranının sizin beklentinizin altında olduğunu anlayacaktır. Hemen tartışmaya girmediğiniz için de, büyük bir ihtimalle, bu oranı yeniden düşünecektir. Burada önemli olan karşınızdakinin “hayır” demesinin mümkün olduğunca önüne geçmek.

Konu önemli, şimdiden kolay gelsin…

 

The following two tabs change content below.

admin

Latest posts by admin (see all)

Paylaş.

Yazar Hakkında

Bir Cevap Bırak